Rohingya soykırımı davasında tarihi aşama: UAD esasa giriyor
Uluslararası Adalet Divanı, Gambiya’nın Myanmar’a karşı açtığı Rohingya soykırımı davasında esasın incelenmesine başlıyor. Uzmanlara göre bu süreç, devlet sorumluluğunun tespiti ve cezasızlığın sona ermesi açısından tarihi bir dönüm noktası.
Küresel Adalet Merkezi İcra Direktörü Elise Kepler, Gambiya’nın Myanmar’a karşı açtığı soykırım davasının Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) esasın incelenmesi aşamasına geçmesini “hukuki ve siyasi açıdan kritik bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi.
Kepler, Arabi21’e verdiği özel röportajda, davanın bu aşamaya gelmesinin, süreci usule ilişkin tartışmalardan çıkararak hesap verebilirliğin özüne taşıdığını belirtti. Kepler, bu aşamada mahkemenin ilk kez Myanmar devletinin Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal edip etmediğine karar vereceğini vurguladı.
Kepler, esasın incelenmesi aşamasının, Myanmar ordusunun işlediği ihlallerin kalıplarını ayrıntılı biçimde değerlendirmek için mahkemeye benzeri görülmemiş bir fırsat sunduğunu ifade ederek, bu sürecin yalnızca olayların aktarımını değil, sistematik davranışları, şiddetin kapsamını ve soykırım kastını ortaya koyan bağlamı da kapsayan hukuki bir değerlendirme olduğunu söyledi.
Soykırım davalarında en büyük hukuki zorluğun “soykırım kastının” ispatı olduğunu belirten Kepler, birikimli delillerin bu kastı açığa çıkarabileceğini dile getirdi. Kepler, Birleşmiş Milletler’e bağlı Gerçekleri Araştırma Misyonu’nun 2018 yılında, Rohingyalara yönelik saldırıları planlayanların eylemlerini “bir topluluğun tamamen ya da kısmen yok edilmesine dair bir kontrol listesi” olarak tanımladığını ve bunun son derece önemli bir hukuki nitelendirme olduğunu hatırlattı.
Kepler, davanın yalnızca geçmişle ilgili olmadığını, 2021 darbesinin ardından Rohingyaların hâlâ varoluşsal tehditlerle karşı karşıya olduğunu belirterek, UAD duruşmalarının cezasızlığın artık kabul edilmeyeceğine dair açık bir mesaj verdiğini söyledi. Kepler, uluslararası adaletin gecikse bile soykırımı durdurmak ve tekrarını önlemek için gerçek bir araç olabileceğini vurguladı.
Uluslararası Adalet Divanı’nın, Myanmar’daki soykırım davasının esasına ilişkin duruşmalarına 12 Ocak’ta başlaması planlanıyor.
Gambiya, Kasım 2019’da Uluslararası Adalet Divanı’na başvurarak, Myanmar’ın Rohingyalara yönelik vahşetinin soykırım teşkil ettiğini ve Soykırım Sözleşmesi’ni ihlal ettiğini ileri sürmüştü. Dava, bireylere karşı açılmış bir ceza davası değil; devletin soykırım fiilinden doğan hukuki sorumluluğunun tespitine yönelik bir başvuru niteliği taşıyor.
Aralık 2019’da UAD, Gambiya’nın Rohingyaları korumaya yönelik geçici tedbir talebini ele almış ve Ocak 2020’de bu tedbirleri oybirliğiyle kabul etmişti. Söz konusu kararlar, Myanmar’ın Rohingyalara yönelik her türlü soykırım fiilini önlemesini, güvenlik güçlerinin soykırım eylemlerine karışmamasını sağlamasını ve davayla ilgili delilleri muhafaza etmesini zorunlu kılıyor.
Myanmar’da iktidardaki Ulusal Demokrasi Birliği hükümeti, Ocak 2021’de mahkemenin yetkisine ve Gambiya’nın dava açma ehliyetine itiraz etmişti. Şubat 2022’de askeri konsey tarafından sunulan itirazları dinleyen mahkeme, Temmuz 2022’de bu itirazları reddederek davanın esasına geçilmesine karar verdi.
Soykırım Sözleşmesi uyarınca bir soykırımın kanıtlanabilmesi için, fiillerin ulusal, etnik, ırksal ya da dinsel bir grubun tamamen ya da kısmen yok edilmesi kastıyla işlendiğinin ortaya konulması gerekiyor.
Üç hafta sürmesi beklenen duruşmalar boyunca tarafların, Myanmar’ın Soykırım Sözleşmesi’ni ihlal edip etmediğine ilişkin delil ve hukuki argümanlarını sunması bekleniyor.
Davaya 11 ülke müdahil oldu. Bu ülkeler sözlü beyanda bulunmayacak olsa da, sundukları yazılı müdahale beyanlarında Gambiya’nın tezlerini destekleyen birçok hukuki argümana yer verildi. Bu argümanlar arasında soykırım kastı, soykırımı önleme ve cezalandırma yükümlülüğünün kapsamı ile cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin soykırım suçunun tanımlanmasındaki rolü öne çıkıyor.
Gambiya’nın 2019’da açtığı bu dava, doğrudan suçlarla bağlantısı olmayan bir devletin, yalnızca Soykırım Sözleşmesi’ne taraf olmasından kaynaklanan yetkisini kullanarak UAD’ye başvurduğu ilk örnek olma özelliği taşıyor.
Öte yandan Myanmar’daki suçlardan sorumlu bireylerin yargılanmasına yönelik başka hukuki girişimler de sürüyor. Kasım 2019’da bir grup insan hakları örgütü, evrensel yargı yetkisi ilkesine dayanarak Arjantin’de Myanmar yetkilileri hakkında ceza davası açtı. Şubat 2025’te bir Arjantin mahkemesi, aralarında Myanmar askeri cunta lideri Min Aung Hlaing’in de bulunduğu 25 kişi hakkında yakalama kararı çıkardı.
Arabi21’in Elise Kepler ile yaptığı özel röportajın tamamı:
Gambiya’nın Myanmar’a karşı açtığı davanın esas aşamasına geçmesinin hukuki ve siyasi önemi nedir?
Bu aşama, Myanmar’ın Soykırım Sözleşmesi’ni ihlal edip etmediğine dair temel sorunun karara bağlanacağı aşamadır ve mahkemeye ordunun işlediği ihlalleri derinlemesine inceleme fırsatı sunar.
Rohingya davasında soykırım kastı nasıl ispatlanabilir?
BM destekli Gerçekleri Araştırma Misyonu, 2018’de Rohingyaların korunan bir grup olduğunu, işlenen fiilleri ve soykırım kastının göstergelerini ayrıntılı biçimde ortaya koymuştur.
Gambiya başvurusunda hangi soykırım niteliğindeki fiillere dikkat çekti?
2016 ve 2017’deki “temizlik operasyonları” sırasında toplu infazlar, köylerin sistematik biçimde yakılması, çocukların hedef alınması ve yaygın cinsel şiddet vurgulandı.
Myanmar’da kalan Rohingyaların durumu nedir?
2021 darbesinden bu yana Rohingyalar yeni soykırım fiilleri riski altında yaşamaya devam ediyor.
Başka devletler soykırımı tanıdı mı?
ABD başta olmak üzere birçok ülke, Myanmar ordusunun Rohingyalara karşı soykırım işlediği sonucuna vardı.
Myanmar geçici tedbirlere uydu mu?
Hayır. İnsan Hakları İzleme Örgütü ve diğer kuruluşlar ihlallerin sürdüğünü belgeledi.
Cinsel şiddetin davadaki rolü nedir?
BM misyonu, cinsel şiddetin Rohingyalara yönelik saldırıların “belirgin bir özelliği” olduğunu ortaya koydu.
11 ülkenin müdahalesi davayı nasıl etkiliyor?
Bu müdahaleler, soykırımı önleme ve cezalandırma yönündeki uluslararası yükümlülükleri güçlendiriyor.
UAD ile Uluslararası Ceza Mahkemesi arasındaki fark nedir?
UAD devlet sorumluluğunu, UCM ise bireysel cezai sorumluluğu ele alıyor. UCM’de de Myanmar’a ilişkin bir soruşturma sürüyor.
Başka yargı yolları var mı?
Arjantin’de evrensel yargı yetkisine dayanan bir dava devam ediyor ve üst düzey askeri yetkililer hakkında yakalama kararları çıkarıldı.
Adaletin yavaş işlemesi mağdurlara nasıl anlatılmalı?
Adalet gecikse de, bu süreçler cezasızlığın sona ereceğine dair güçlü bir mesaj veriyor.



